SAVAŞ – KADIN

    Zekî PIRSÛS Savaş-barış, ölüm-yaşam… Bu kavramlar birbirini tamamlayan kavramlar açısından önemlidir. Tıpkı yokluk-varlık ikilemi gibi. Evren varlığını bu ikilem üzerinden var etti. Madde kendini bu savaşta güçlü kılarak anti madde karşısında elde ettiği zaferle kendini oluşturdu. Anti madde, madde içinde enerji formu olarak varlığını sürdürmektedir ve bu savaş devam etmektedir. Bu ikilem aynı…

ÖZLEM; “AMACA BORCU” TELAFI ETME ÇABASIDIR

  ZEKÎ PIRSÛS Kalbimize yerleşmiş bir kronik kavuşma arzusu, gündelik hayatla bağ kurmamıza izin vermeyecek denli boğucudur bazen. Uzaktaki biri, artık bu dünyada olmayan biri ve hatta sıla özlemi; zihnimizde anıları çoğaltmaya koyulmuştur. Uzaktaki anılar, unutulmaya bırakıldığında paslanmıştır. Özlüyoruzdur. Ama neden? Yanlış yapmak için yeterli zamanımız mı olmamıştı? Oysa her şeyi tarif etmek için yeterli…

İYİ HEKİMLİK NEDİR?!!!

ZEKÎ PIRSÛS Sağlık muhalefeti kendine zemin olarak neyi seçmeli? Türkiye’de Hekim örgütü olan TTB’de en yaygın kabul gören iyi hekimlik söylemi, her ne kadar sağlık kolektif bir ekip hizmeti olarak benimsense de, hekim merkezli dilin hegemonyasından kurtulamıyor. İyi hekimlik söylemi, çok değişik bileşenleri ile ifade ediliyor: İyi klinik uygulamalar, etik eylem ya da tutum, koruyucu…

EMEK VE SAĞLIK

ZEKÎ PÎRSÛS Devletli uygarlık döneminde egemenlerce gasp edilen, zor ile el konulmuş olan emek gücü ve ürünlerinin topluma geri kazandırılma mücadelesi, “Doğal Sağlığın” amaçlarındandır. Kapitalist modernitenin başat çelişkilerinden biri olan emek-sermaye çelişkisinin sağlık tartışmalarında nasıl ve ne şekilde yer alabileceği ve ‘Doğal sağlık’ anlayışının emek olgusuna, emek üretim süreçlerine, emek mücadelelerine dair yaklaşımını geliştirmek de…

BEN ve ÖTEKİ

  ZEKÎ PÎRSÛS İnsana hükmeden zihniyet, doğaya da hükmetmeye başladı. İnsanla doğa arasındaki ilişkiyi tanrı-kul mantığına göre şekillendirdi. Doğayı tanıdıkça ne kadar “çıkarlarımın hizmetine sokabilirim” mantığıyla yaklaştı. Doğa, insana hükmeden zihniyet için “öteki” olmuştur. Öznelleşen “ben”, nesnelleşen “öteki”. Dolaysıyla özne olan “ben” nesne olan “öteki” üzerine her türlü tasarrufu kullanma hakkını kendinde görmeye başladı. “Öteki”…

SAĞLIK VE EĞİTİM

ZEKI PIRSÛS Bir şeyler arıyoruz, hep aradık ve hep arayacağız. İnsanlık tarihi bitip tükenmek bilmeyen bir arayışlar tarihidir. İnsanlık var oldukça da bu böyle devam edecektir. Bitip tükenmek bilmeyen; dinamik, canlı, akışkan bir doğa ve evren gerçeği içerisindeyiz. Aslında aradığımız kendi gerçeğimizdir. Sadece bireyselliğimiz, toplumsallığımız değil, doğa ve evrenle olan bütünselliğimizdir. Sınırsız, sonsuz evrensel gerçeğiyle…

GÜVENCE VE GÜVENCESIZLIK IKILEMINDE KADIN EMEĞI

ZEKÎ PIRSÛS Güvencesizlik kavramı sosyal bilimler literatüründe son yıllarda oldukça kullanılıyor. Bu tartışmalarda Güvence ve Güvencesizlik kavramı eski mi? yeni mi? yoksa yeni bir kavram mı sorusu öne çıkmakta olup, kadın emeği de bu tartışmalar içersinde yer alarak güncelliğini korumaktadır. Kadın emeğinde, güvencesizlik kavramının yeni mi, eskimi tartışmasını yürütmek sınıflı toplum öncesi ve günümüzdeki kadın…

T.C. DEVLETİNE ÖNERİMDİR

ZEKÎ PIRSÛS Orta öğrenim döneminde tarih derslerinde hep kırık not alırdım. Tarih dersi ile ancak geçer not alacak kadar ilgilenirdim. Ne zaman ki özgürlük mücadelesi ile tanıştım, kim olduğumu, ait olduğum halk gerçeğini ve tarihini Önderliğin özgür yaşam felsefesi ile bulunduğum coğrafyada anlamaya çalıştım. Bilemiyorum ama Türklerin Anadolu’da misafir bir halk olduğunu görür gibiyim. Misafirler…

KADIN ve SAĞLIK

ROJAVA SAĞLIK KOMİTESİ Tıp tarihinde kadın, geçmişten günümüze rolünü giderek kaybetmiştir. Dünya tarihinin bir gelişmişlik örneği olarak sunulması, erkek egemen zihniyetinin yargısıdır; ancak kadın perspektifinden bakıldığında, bu yargı tersine döner; çünkü erkek hâkimiyetinde oluşan, ahlak/değer yargıları ve özel mülkiyet eksenli büyüyen ve şekillenen “modern” toplum; kadının özgürlüğünü ve üretkenliğini kısıtlamış ve elinden almıştır. Tıp özelinde…

KENT ÜZERİNE…

ROJAVA SAĞLIK KOMİTESİ “İmkansızı gerçekleştiremezsek, düşünülemez olanla karşı karşıya kalacağız” Murray Bookchin Kent kuşkusuz karmaşık bir şeydir. Bu karmaşıklığından ötürü bugüne kadar birçok farklı tanımı yapılmıştır. Bütün bu birikimler ışığında genel olarak kenti şöyle tanımlayabiliriz: Nüfus ve yerleşme yoğunluğunun kıra göre daha yüksek düzeyde olduğu ve iş bölümü, uzmanlaşma ve sınıflaşmanın söz konusu olduğu, tarımsal…