GERİLLA SİYASET SAVAŞÇISIDIR AMA…

09

MAHİR RAMAN

Akıllı insan zeki insan derken o kişinin analitik zekasına atıfta bulunursun. Cesur insan, yiğit insan derken de duygusal zekası ile yaşamına yön veren insanları kastedersin.

Televizyonda konuşurken milyonların saygı gereği ama aslında canını feda edercesine sevdiği insan karşısında pür dikkat kesildiğini sonradan öğrenecektim. Çünkü bulunduğum evde program başladığı esnada sofradaki durum değişti, herkes yemeği bırakıp televizyona kilitlendi. O anda kim farklı bir hareket yapsa ayıp ve günahmış gibi bir hava oluştu.

Görüntüde oldukça ciddi, siyaset yapan, içinden çıktığı toplumun hakikatini çok sade dile getiren bir insan vardı.

O zamana kadar haberlerden, siyasetten uzak duran, ilgilenmeyen ve anlamayan ailelerin bu kadar ilgisini çeken neydi.

Trabzonsporlu Ünal’a it, sakalını uzatarak müslüman olacağını sananlara yobaz, CHP’ye solcu diyen ailelerin siyasete ilgisi ne oldu da gelişti.

Bence bu ailelerin ya da sülalenin Çayan’dan Öcalan’a evrilen sempatizanlığı, özleriyle buluşma sevincinin gözlerine yansımasıyla başladı.

Aslında aranan bulundu ve duygular örgütlendi. Bunu savunmanın yolu siyaset oldu.

Sistemden kopmanın, duygularına sarılmanın güzelliğini Öcalan’ın şahsında gören ailelerin tesellisi, istemeseler de çocuklarının Gerilla olmasıyla başladı.

Aslında en başından beri Gerilla kurtuluştur. Ordulaşırken bile toplumdaki cesur ve yiğit insanların mekan değiştirmiş hali oldu. Bir süre sonra değişti tabi. Nasıl?

Bilgisiz cesaretin kör, yiğitliğin ise ucuz olacağı belliydi.

İmdada yetişecek olan kişi de belliydi.

Öcalan, birçok yaklaşımım dostlar pazarda görsün diye olmuştur derken duygularını ne kadar koruduğunu da söylemiş oluyordu. Yine, çocukluk hayallerime ihanet etmedim derken de sistemin kazanamayacağı bir insan sinyalini veriyordu. Sonrasında bir halk önderi olarak milyonlaşan bu liderin açtığı yolda can vermek ancak müthiş duygu bağıyla açıklanabilir. İnsanlar dönemsel olarak birilerine lider der, oy verir, partisine üye olur, çalışma yapar… ama canını vermez. Özgürlüğünü, kurtuluşunu ve onurlu yaşama umudunu görmeyen insanların böylesi bir yola girmesi herhalde düşünülmez.

Duygu dehası liderin amacına ulaşmak için örgütlediği insanlar tarihe cesur ve yiğit insanlar olarak geçtiler. Bu kadrolar, bu devrimciler, bu gerillalar görevlerini yaparken büyük bir serüvenin ilk adımları olduklarından şüpheleri yoktu. Korkmayan ve yenilmeyeceğine inanan bir grubu ölüm fermanı altında birbirine ihanet etmemeyi sağlatan durum duygu devrimciliğiydi.

Devrimcilerin mekanı yoktur derken bu durumun güncellenmiş hali şimdi gerilla ortamında sürüyor. Tehlike çok ama korku az. Toprağa düşmek var ama teslim olmak yok.

Tecrübeli bir gerilla; ben, Önderliğin bizi unutmayacağını ve yarı yolda bırakmayacağını biliyorum diyerek devam etti…

Sadece bir dava için bir araya gelmemiz biçimle ilgili.

İhtiyaç olduğu için örgüt kuruluyor, kurallar oluşturuluyor.

Yapılar, şekiller, semboller önemli olmakla birlikte asıl önemli olan ve bizi birbirimize bağlayan özgürlük aşığı olma durumudur.

En zor anında gerillanın imdadına yetişen onun sesi, yazıları ve görüntüsü.

Bir gerilla; “Ben, Önderliğe gençliğimizi aldın diyenlerden değilim. Ben, borcumu ödemek için özgür alan oluşturan Önderliğe minnettar olanlardanım” diyor PKK’den firar edenlere atıfta bulunarak.

Gerillaların hakikate bağlanırken, Öcalan’ın arkasından acabasız, amasız, niçinsiz yürüdüğünü görüyorum. Kafaları net, yürekleri rahat. Çünkü sistemden kopmayı ve özgür olmayı kendinden başlatan bir liderin arkasından gidiyorlar. Gerilla, bu konuda başkalarından bir adım önde olduğunu düşünüyor. Sistemden kopmak ve onun istediği yaşamı yaşamamak için mekan olarak kopmanın faydalı olduğunu söylüyorlar. Çünkü kendilerinin Öcalan’ın tersine çocukluk hayallerine ihanet ettiklerini, duygularının kendilerine ait olmadığını, bundan kurtulmak için de gerillanın panzehir olduğunu düşünüyorlar.

Özgürlüğün vurucu gücü olarak siyasi amacı koruyoruz ve teminatız bunu biliyoruz diyorlar.

Bizi hem yok sayan hem de yok etmeye çalışan, hayatının yüzde birini bile siyasetle geçirmeyen bir kitlenin temsilini yapanlar her zaman karşılarında bir gerilla bulacaktır diyorlar.

Bu Gerilla, Duygu dehası’nı örnek aldığı sürece;

  • Ne birinin savaşçısı,
  • Ne dönemlik,
  • Ne de; siyaset hizmetkarı olacak.

Bu Gerilla;

  • Duyguları çalınanlara rehber,
  • Duygusunu satanlara hançer,
  • Duygusunu koruyanlara önder olacak.