SÛR’UN GAZABI

ciyager 2

”Fransa’nın kimseyi korkuttuğu yok, Fransa kimsenin gözünü korkutacak durumda değildir, sadece nefret uyandırıyor hepsi bu.”

18 Şubat 1958’de Tunus’tan eylem için giriş yapan FLN’ye (Cezayir Bağımsızlık Savaşçıları), Fransız Hava Kuvvetleri’nin misilleme olarak Tunus’un Sakiet Sidi köyünü bombalaması üzerine J.P. Sartre yukarıdaki söylemde bulunur. Fransa’nın bu şiddet, talan, baskı,inkar ve imha politikası bize Kürt’ü kadim düşman ilan  eden ve her kazanımına karşı çıkan T.C’yi hatırlatıyor. Cümleyi şöyle okumak daha bilindik gelecektir. Türk’lerin korkutmak için yaptığı şeyler Kürdistan’da sadece nefret uyandırıyor.

Peki bu nefret kimin payına ne kadar düşüyor.? Bir daha tekrarlanması halinde zafer getireceği şüphesiz olan Öz Savunma Direnişlerinin olduğu günlerden sonra hafızalarda yer alan “vur gerilla vur, li malamin dur” söyleminin taraftarları kimler.? Bunlar daha önce cevaplanmış orta sınıf sığınmacılığında(teslimiyet) gizlidir.

Öfkelenmiş Kürt’ün korkunç yüzüne şahit olamadık henüz.Sürekli dile getirilen ‘öfkeni diri tut’ kısmının sonunu da göremedik. Mehmet Tunç Yoldaş – Hacı Birlik – Taybet Ana ve daha niceleri… Öfkemizi diri tutuyoruz, gelecek planları yerini muhteşem ölüm fikirlerine bırakmış durumda.

Güzel günlerin sergovendleri zor günlerin firarlarını da unutmuş değiliz. Firar etme gereği dahi hissetmeyenler ve edemeyenler de vardı. 103 günlük muazzam Sûr Direnişi Günlüklerinden bir bölüm şöyle “hazırların arasında en çok ihtiyaç duyduğumuz şey bir kepçe ve kumdu ama bu konudaki gelişmeler bazıların beceriksizliğini ve duyarsızlığını bize net olarak gösterdi… Hele hele bir kepçemizin varlığı sırtımızı Sûr’un tarihi bedenlerine vermemizi sağlayabilirdi.” not edilmişti.

Bizim bitmek bilmeyen hayal kırıklıklarımız, utancımız olsun. Sûr’un GAZABI üzerimize olsun. Bugün muazzam direnişiyle konuşulması gereken ve iki bin yıllık tarihiyle UNESCO korumasındaki Sûr’un Alipaşa ve Lalebey (Suryanilerin yaşadığı eski adıyla Öte Mahalle) mahalleleri Kentsel Dönüşüm Projesi adı altında yıkıma uğruyor ve Sûr halkı evlerini terk etsin diye elektriksiz ve susuz bırakılıyor. Bu ramazan ayında böyle zalimlik yapılır mı? demeyeceğim çünkü vicdanımız körelmiş, kör olmuşuz bizden ala zalim Dehhak’tır bugün. Sûr’un tarihi bedenleri üzerimize yıkıldı ve altında kaldık. Sûr’un kimler zamanında TOKİ’ye peşkeş çekildiği herkesin bildiği birşey. Onlar direnişçilere iki kepçeyi çok görenlerdi.

KÜRT KÜRT’ÜN NEYİDİR?

Sûr Direnişi’nin efsanevi komutanı Çiyager şöyle diyordu ”Savaşan yerellerle beraber burada altmış (rakamla 60) kişiydik. Koskoca dünyanın 3. büyük ordusu bu 60 kişi ile başa çıkamadı.” ve ekliyordu “Sonuç ne olursa olsun muhteşem olacak.” Peki bu 60 kişi kimin Kürt’üydü.? 60 ailenin mi yoksa tüm Kürdistan’ın mı? Tüm Kürdistan’ın ise neden cenazeler bile sahiplenilmedi, Serhad bölgesi televizyon ekranlarında bile muazzam direnişi görmeye,konuşmaya çekinir olmuştu.?

Kimsenin olmayan duvarlar ve kimsenin olmayan bir bilinç kaldı geriye diyordu Sartre. Sûr duvarlarını sahiplenmeyen ve Sûr direnişinin bilincinde olmayanlar, 60 direnene bizimdir diyemez. Onlar için var olmak ile olmamak aynı şeydi. Çünkü; özgür olmaktan vazgeçmenin özgür olmadığı anlamını bilmiyorlar. En iyi yaptıkları şey sağır ve dilsiz olmak lakin insan bilmediği şey hakkında yalan söyleyemezmiş. YPS direnişine ve düşman yenilgisine herkes şahit oldu kör ve sağır Serhad Kürtleri de buna dahil. Kürdün kendisini aldatması anlaşılmaz ve bir yana atılamayacak derecede dokundurucu. Serhad bölgesi siyaseten çökmemiş olsa da ahlaken çökmüştür.

Maalesef tüm Kürdistan’a bel bağlamak, güvenmek hata da ısrardır. Onlar susanlardandı diyebilmeliyiz. İçimizde gereğinden fazla kirlenmişlik var.

Muhteşem sonuç Sûr, Cizîr, Nisêbîn, Silopya, Varto ve diğer direniş kentlerinde mi olacak yoksa tüm Kürdistan coğrafyasında mı.?

Son olarak SUR’UN GAZABI üzerimize olsun.

Kuzey Kürt’ü.