“KAHRAMANLIK; ÖZGÜR YAŞAMA ULAŞMANIN TARZI VE KANUNUDUR”

14

PKK’nin doğuşu başlı başına bir kahramanlık destanıdır. Amaçları uğruna sarf edilen her söz, sergilenen her eylem kahraman kişiliklere ihtiyaç duymuştur

Şiyar KOÇGİRİ

“PKK hareketi kahramanlık hareketidir, bilimsel olarak da böyledir. Onun elemanları biraz kahramanlığa yaraşır veya ona ulaşır tarzda yaşayacaklar. Bu da bizim vermek istediğimiz tarz oluyor. Zaten kahramanlık tarzı hem tarihsel açıdan, hem toplumsal açıdan, hem de günümüzün siyasal ve askeri gerçekliği açısından kaçınılmazdır. Kahraman, cüceler gibi kalamaz, sıradan savaşamaz. Her şey sizi kahraman olmaya ve savaşmaya iter. Bu da bir kanundur. Benim icat ettiğim bir tarz değil, kahramanlık özgür yaşama ulaşmanın tarzı ve kanunudur.”

Abdullah ÖCALAN

Kürt halk gerçeğinde kahramanlık, belirli bir bireye ve zamana sığdırılmış bir olgu olmanın ötesinde tüm topluma, onun tüm zamanlarına ve mekanlarına yayılmış bir gerçekliktir ve ustası Önder Apo, yapıcıları sayısı binlerle ifade edilen şehitler ordusudur.

Bu bir tercih olmanın ötesinde Kürt halkının tarihsel-toplumsal gerçekliğinin zorunlu kıldığı bir durumdur. Kürt halkının zorlandığı imha ve inkâr koşulları onu kahramanca bir var oluşa mecbur bırakmıştır. Bu yüzden PKK gerçeğinde başlayan kahramanlık yürüyüşünde her şey en başından kahramanca olmuştur. İlk söz olan “Kürdistan sömürgedir” sözü, ilk ilişki olan Haki-Kemal yoldaşlığı, ilk adım olan gruplaşma adımı kahramanlığı gerektirmiştir.

Ardından yaşanan büyük zindan direnişi, 15 Ağustosta sıkılan ilk kurşun, uluslararası komploya yanıt Önder Apo ve PKK’de katlanarak ve kanatlanarak yükselen kahramanlığın mihenk taşlarını oluşturur. Kürt halkında artık bir yaşam tarzına dönüşen kahramanlığın yazanı ve yaratanı Önder Apo ve PKK’dir.

PKK’nin doğuşu başlı başına bir kahramanlık destanıdır. Amaçları uğruna sarf edilen her söz, sergilenen her eylem kahraman kişiliklere ihtiyaç duymuştur. Sözüyle, eylemiyle, kararlı duruşuyla, yerinde zamanında hayatını ortaya koyarak gelişmelere yol açmak, öncülük etmek, hiç bir fedakârlıktan kaçınmamak kahraman kişiliklere has bir durumdur. PKK tarihi bir anlamda bu kahraman kişiliklerin tarihidir. Kürt halkının özgürlük tarihi herhangi bir kişilikle değil Apocu kişilikle yazılmıştır. Kazanan kişiliktir. Zafer yaratan kişiliktir. Başaran kişiliktir.

Apocu kişilik dışında Kürdistan da Kürt halkı adına iş yapmak bir trajedi ve aynı zamanda ağır bir yenilgidir. Daha da ötesi kutsal olanın adına yola çıkıp lanetin batağına saplanma tehlikesiyle yüz yüze gelmedir. Kürt halk tarihi ve güncel gerçeği bunun örnekleri ile doludur.

Kürdistan özgürlük ve demokrasi mücadelesi, Kürdistan’ın objektif koşulları gereği kahraman kişilikler gerektirmiş ve bu Apocu kişilik gerçekleşmesiyle cevap bulmuştur. Devrimci yaşam ve mücadelenin kendini sürdürmesinin ve geliştirmesinin koşullarının en az olduğu, yenilgi ve teslimiyetin, ‘olmaz’ın dayatıldığı koşullarda zafer kapısını aralamak, devrime ivme kazandırmak, ‘olmaz’ deneni olur kılmak elbette ki sıradan bir çabanın işi olmaz-olamaz. Çoğunlukla bu durumlarda çıkış yolu olarak görülen ölüm bile yeterli gelmeyebilir. Ölüm bile büyük bir çabanın eseri ve büyük yaratımların- kazanımların ustası olabilmeyi gerektirir. Bu tanımlama ışığında Kürdistan özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşanmış sayısız kahramanlık örneği vermek mümkündür. Çoğunun adı bile belli olmayan bu onur abidelerinin anısına devrimci mücadele geleneğimiz içinde 21-28 Mart tarihleri “Ulusal Kahramanlık Haftası” olarak anlam kazanmıştır.

Ulusal kahramanlık haftası olarak ilan edilen 21 Mart ve 28 Mart tarihleri Diriliş tarihimizde çok önemli iki halkanın buluşmasının sonucudur. Geleneksel anlamda 21 Mart Newroz bayramı direnmenin ve dirilişin sembolü olarak kutlanıla gelmiştir. Mazlum Doğan arkadaşın Diyarbakır zindan koşullarında bu günü bir eylem günü olarak seçmesi, gerçekleştirdiği eylemde derin tarih bilincinin yansıdığı bir eylem olarak Newroz bayramına anlam itibarıyla çok şey kattığı gibi, Çağdaş Kawa olarak anılmasını da beraberinde getirmiştir. Aynı zamanda zindan vahşetine karşı kahramanca bir direniş eylemidir. Teslimiyet ve ihanetin kol gezdiği zindan koridorlarında gür bir ses olmak, zindan karanlığında bir kıvılcım olmak, her türlü işkenceye karşı direnişin ruhunu temsil etmek anlamında Newroz’a yeni anlamlar yüklemiştir.

Kendi gerçekliğinin farkında bile olmayan bir halk adına bunu yapmak eylemin anlamını ve büyüklüğünü ortaya koymaktadır. Mazlum arkadaşın 21 Mart 82 tarihindeki eylemi bu direniş ruhunun adıdır. “Teslimiyet ihanete, Direniş zafere götürür” şiarını haykırırken, en ağır işkence koşullarında hiçbir imkân ve olanağın olmadığı bir ortamda zafer kapılarını sonuna kadar açmıştır. Kibrit çöpleriyle tutuşturduğu kıvılcım bugün milyonların buluşarak ayağa kalktığı ve gür meşalelerle kutladığı gerçek bir halk bayramına dönüşmüştür.

Newroz’un bugünkü coşkusu, direnişi ve tarihsel anlamı Mazlum arkadaşın çaktığı üç kibrit çöpünde saklıdır. Bu günleri görür gibi inanarak, halka bağlanarak tarih karşısındaki sorumluluğunu bilerek yaşamış ve eylemini gerçekleştirmiştir.

Ulusal Kahramanlık haftasının bir ucunda Mazlum arkadaş dururken diğer ucunda Mahsum Korkmaz (Agit) arkadaş durmaktadır. Agit arkadaşın şahadeti de (28 Mart ’86) PKK ve Kürdistan Özgürlük Mücadelesi açısından bir dönüm noktasıdır. Mahsum Korkmaz demek; zindan direnişinin dağa taşırılması ve mücadele ateşinin doruklarda büyütülmesi demektir. Düşmanın üç aylık ömür biçtiği bir ortamda, her türlü iç ve dış koşulların olumsuzluğu içinde dağ direnişini, silahlı mücadeleyi yükseltmektir. Düşmanla aramızdaki aşırı güç dengesizliği karşısında sadece irade ve bilinç gücüyle dağa yüklenmektir. Dış koşulların olumsuzluğu kadar, içerden gelişen kararsızlık, inançsızlık, ikircikli ruh hali gibi mücadeleyi gerileten bütün duruşlara karşı görkemli bir duruş sahibi olmaktır.

Neye mal olursa olsun silahlı mücadelenin geliştirilmesinde ısrar etmek, kararlı bir duruş sergilemek, dönemin koşulları içinde büyük önem taşımaktadır. Eruh ve Şemdinli eylemleriyle başlayan savaş sürecinin kesintiye uğratılmadan yükseltilerek devam ettirilmesidir. Düşmanın “bitirdim” dediği, birçok çevrenin “olmaz” dediği ve içimizdeki olumsuzlukların da engellediği bir süreci tersine çevirerek başarılı bir çıkışı yaratmak, özgürlük mücadelemizin olmazsa olmazıdır. İşte böylesine bir ortamda Agit arkadaşın fiilen önderlik ettiği, örgütlediği ve geliştirdiği silahlı direniş ve bu direniş içinde şehit düşmesi kahramancadır.

Mazlum ve Mahsum arkadaşların şahadetlerine denk gelen 21 ve 28 Mart tarihleri arası ilan edilen ulusal kahramanlık haftası anlam itibarıyla Apocu hareketin ve Apocu militan kişiliğin özetidir. Her yönüyle çıkarılması gereken çok zengin dersler vardır. Halka bağlılık, mücadeleye bağlılık, yoldaşlara bağlılıktan tutalım, düşmana karşı duruş, alınması gerekli tavırdan söz ve eyleme kadar, kişilik özelliklerinden, yaşam ve çalışma tarzına yine önderlik, yöneticilik, komutanlık vasıflarına kadar irdelenip özünün yakalanması gerekmektedir. PKK yi, Apocu hareketi ve Apocu kişiliği başka türlü tarif etmek yanlıştır. Bunun dışında zafere giden, başarı sağlayan başka yol olmadığı gibi, başka kişiliklerle de zafer elde etmek ve başarmak mümkün değildir.

Gerek içimizden ve gerekse dışımızdan başka yolları deneyenler olmuştur. Ama yenilgiden ve tasfiye olmaktan kurtulmadıkları gibi ihanete kadar uzanan bir yolun yolcusu olmaktan da kurtulamamışlardır.

Mücadelemizin her aşamasında tarihi dönüm noktaları vardır. İçinden geçmekte olduğumuz süreç her zamankinden daha kritik olmakla birlikte belki de zafere en yakın olduğumuz dönem olma özelliğini taşımaktadır. Bu dönemin görev ve sorumlulukları farklılık arz edebilir. Mücadele tarzımız ve taktiğimiz koşullara göre değişim gösterebilir. Ama değişmeyen bir yönümüzün var olduğunu asla unutmamak gerekir. Bu değişmez yönümüz, Mazlumların, Mahsumların ve daha nice yoldaşlarımızın şahsında ispatlanmış Apocu direniş ruhu ve geleneğidir. Bu kaynaktan beslenen her militan, PKK kahramanlık gerçeğine uygun yaşadığı müddetçe aşamayacağı engel, yenemeyeceği düşman ve başaramayacağı görev yoktur.

Apocu hareketin gelişim yasaları deyim yerindeyse “yoktan var etme” yasalarıdır. Bugünkü ulaşılan düzey, elde edilen kazanımlar, yükseltilen direniş, yaratılan muazzam kitle gücü ve desteği, sahip olunan maddi ve manevi değerler, eldeki imkan ve olanakları anlamak için PKK’nin çıkış koşulları iyi anlaşılmalıdır. Dayanılacak hiçbir zemin yokken, kullanılacak tek bir ilişki yokken bu günkü devasa kazanımların nasıl yaratıldığını anlamak büyük önem taşımaktadır. Anlaşıldığında görülecektir ki bu imkân ve olanaklara dayanarak hiçbir şey yapamamak lanetlenmek anlamına gelmektedir. Çünkü olması gereken her şey en zor koşullarda en büyük emek, fedakarlık, onur ve bilinçle yani kahramanlık temelinde yaratılmıştır. Milyonlarca kitle gücümüz ayaktadır. Küçümsenmeyecek imkan ve olanaklar ortaya çıkarılmış; en önemlisi de 21.yy.a ışık tutan büyük düşünce gücümüz açığa çıkarılmıştır. Geçmiş mücadele pratiğimizden çıkardığımız deney ve tecrübelerimiz dağlar kadardır. Hiçbir halka nasip olmayan ve “iğneyle kuyu kazarcasına” yoktan var etmeyi bilen ve sayısız kahramanlık örneğiyle kendini ispatlayan PKK’nin direniş tarihi bir okul gibidir. Bütün bu değerlere bağlı kalınarak ve bu değerlere dayanarak bu kritik sürecin üstesinden gelmemek için hiçbir neden kalmamıştır.

Önder Apo’nun başlattığı çözüm süreci mücadele tarihimiz açısından olağanüstü bir döneme girdiğimizin de ifadesi olmaktadır. Tüm işaretler mücadele tarihimiz açısından ‘final’ denebilecek koşullarla karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. Böylesi koşullar elbette ki büyük kişilikler ve onların büyük eylemlerine ihtiyaç duyar. Bugün bunun tüm koşulları yaratılmıştır.

Bütün bunlar dikkate alındığında halkımızın ve partimizin düşmana ve sürece vermesi gereken cevabının niteliği, kapsamı, derinliği bu kahramanlık gerçeğiyle ortaya konulmak durumundadır. Bu aynı zamanda gelecek yılların kaderini de belirleyecek bir cevap olacaktır. Verilecek cevap, geçmiş mücadele yıllarımızda yaptıklarımızın bir bezeri veya tekrarı asla olmayacaktır. Bu nedenle Ulusal Kahramanlık Haftası yıl dönümü vesilesiyle bu haftanın ruhuna uygun bir yaşam ve çalışma tarzını esas alarak, inşa ve direniş görevlerini başarmak hedeflenmek durumundadır. Bunun için “Yaşamda komünalizm-çalışmada kollektivizm” ilkesiyle inşa sürecinin görevlerini başarmak tüm Apocu militanları bekleyen tarihsel görevdir. Ulusal Kahramanlık haftasını başka türlü anmak, anlamak, yorumlamak veya sahiplenmek mümkün değildir.

Direniş mirasımızın özeti olan Kahramanlık Haftası şehitleri başta olmak üzere tüm şehitlerimizin bize bıraktığı mücadele bayrağını devraldığımız yerden daha yükseklere çıkarmak her birimizin onur, şeref ve namus borcudur. Kahramanlık haftasını ve tüm şehitlerimizi bu temelde selamlıyor, anıları önünde saygı ve minnetle eğiliyoruz.