PKK TARİHİNDE NUSAYBİN’İN ÖNEMİ

nusaybin

DAĞ HATIRALARI

Size PKK ve Kürdistan tarihinde Nisêbîn’in önemini bir olayla anlatayım mı?

PKK silahlı mücadeleyi başlatmış çok az sayıda yurtsever hariç devlet ve bölgedeki siyasilerin bile bu hareket hakkında bilgisi yok sayılırdı. 84 ten sonra artik PKK birçok yerde eylem koymaya başlamış, herkesi şaşırtan baskınlar yapmaktaydı. Herkes merakla tam olarak ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

Hanefi Avcı kitabında o dönem PKK hakkında brifing isteyen kolordu komutanına tutuklu bir PKK’liye yazdırdıkları bir notla bile kolorduya brifing verebildiklerini yazar. Yani PKK hakkında o kadar az şey biliniyordu. Ayrıca bölgede pasif siyaset yapanlar vardı. Devlet olayları kavrayıp sert tetbirler alırken, bugüne kadar devlete karşı konuşmaktan başka birşey yapmayan bu siyasiler (!) Anti PKK propagandası yapmaya başlamışlardı. Hatta bazı yerlerde PKK’ye karşı silah bile kullandıkları olmuştu. Bu Kürt siyasilerin (!) mücadelesi devam etti.

PKK gittikçe halk arasında kabul görmeye ve umut olmaya başlıyordu, bununla paralel olarak devletin saldırıları gittikçe artıyordu. O dönemler, bırakın PKK’li olmayı, Kürtçe konuşmak bile yasaktı. TC de yapılan askeri darbenin etkileri hala en sıcak şekilde hissediliyordu. Herkes sinmişti. O yılgınlığın arasında bir tek PKK vuruyor ve PKK’liler birşey yapmaya çalışıyordu. Bölgede Kürtlük adına nerdeyse başka da bişey yoktu. Çatışmalar yoğunlaşmış, her yerden PKK’nin eylem haberleri geliyordu. Resmen halkın üstünden ölü toprağı kalkıyordu. Katılım çığ gibi büyüyordu. Bununla beraber PKK gerillalarından da şehid olanlar vardı ve işgalci Türk devletinin çetecilerinin vahşetinden aileler çocuklarını tanıdığı halde “Benim oğlum veya kızımdır” diyemiyordular.

1988’de Bingöl’de yaşanan Bir çatışmada 2 kardeş gerilla şehid düşer. Babaları ve kız kardeşleri olay yerine gider. Onları görür görmez tanırlar. Ama işgalci türk çetecilerine ısrarla “onları tanımadıklarını” söylerler. “Bizim çocuklar değil” derler. Çünkü aile sonrasında başlarına geleceklerden korkar ve şehidlerini almadan evlerine geri dönerler. Aileler çocuklarına dahi sahip çıkamadığı vahşi bir dönemi yaşamaktaydılar.

PKK ısrarla işgalci Türk çetelerine karşı eylemlerini sürdürür. Bu eylemlerin birinde (1991 yılında Mardin’de) Nusaybin’li bir gerilla şehid olur. Aile şehidini tanır ve sahip çıkar. Şehidinin cenazesini ister. Bu bir ilktir. Gerilla’nın ebevenylerinden biri öğretmendir ve yine ebevenylerden biri Araptır. Işgalci Türk çetecileri aileyi şehidlerine sahip çıkmamaları konusunda tehdit eder. Şehid gerillanın annesi ısrarla şehidinin cenazesini ister ve işgalci Türk çetecilerine “şehidimi almadıktan sonra yaşamamın bir anlamı yoktur. Almazsam zaten ölmüş olurum” der ve şehidinin cenazesini almakta ısrar eder. Gece ailenin evi işgalci türk çeteleri tarafından taranır. Bu terörist saldırıda şehidin kardeşi yaralanır ve işgalci türk çetecileri bununla yetinmeyip şehidin babasını alıkoyarlar. Baba ağır bir işkenceden geçirilir ve ölümle tehdit edilir ama yinede aile vazgeçmez. Olay Nusaybin’de dalga dalga yayılmış ve şehir kaynamaya başlamıştır. Bagok dağının evlatları tarihte layıkıyla taşıyacakları “NISÊBÎNA RENGÎN” ismini almaya hazırdırlar. Ertesi gün şehidin annesi şehidini alarak Nusaybin’e doğru yola çıkar. Nusaybin işgalci türk çeteleri tarafından resmen kuşatılmıştır. Şehidin şehre girdiği duyulunca Nusaybin halkı sel gibi akar sokaklardan ve hep beraber şehidlerini karşılamaya giderler, korkusuzca.

İşgalci Türk çeteleri her sokak başını tutmuş ve halka saldırmaya başlar ama Nusaybin halkı bir kere ayağa kalkmıştır. Şehidinin evine akın akın giderler. Düşman panzerlerle halka vahşice saldırıya geçer. Halka silahlarla saldırmaya başlarlar ama yine de geri adım atmazlar.

Nusaybin şehrinin içindeki köprünün üstünde halka ağır silahlarla saldırı yapılır. Halktan bazıları silahla bazıları panzerlerin ezmesiyle bazıları da köprüden düşerek şehid olsa da baş eğmezler. Köprüden düşüp suya kapılan ve şehid olan bazı cenazeler suyun etkisiyle Rojava’ya (Qamişlo’ya) geçmişti. İşgalci Türk çeteleri halkın bu SERHILDAN’ı karşısında geri çekilmez zorunda kalır. Nusaybin halkı şehidine yakışır şekilde bir tören yapar ve şehidini ebedi istirahatı olan kabristana kitlesel olarak taşır.

Bu bir ilktir. PKK’nin bile beklemediği bir SERHILDAN ve BERXWEDAN açığa çıkmıştır.

Nusaybin; PKK ve KURDISTAN tarihine adını yazdırmıştır.

Bu bir ilk olmakla birlikte bir dönemin kapanmasına ve yeni bir dönemin başlamasına sebep olmuştur. O günden sonra hiç bir aile evladını tanımamazlıktan gelmemiş ve şehidlerinin yalnız bırakmamıştır.

Ve o gün yakılan isyan ateşi bugünlerde Nusaybin’de kahramanca direnen YPS’li yiğitlerin ellerinde yanmaya devam etmektedir.

DİRENENLERE SELAM OLSUN.