Kadın Gerillalarla “Günlük Yazımı” Üzerine Yapılan Röportaj

3-kadin-gerillalarla-gunluk-yazimi-uzerine-yapilan-roportaj-d

Röportaj: MEDYA DOZ

Her günü destanlara konu olan dağların patikalarında yürürken onlarca güzel insanın ayak izlerinden yürüdüğümüzün bilinciyle ilerliyoruz. Zagros eteklerinde yürüyüp bir zamanlar buralarda eski gerillaların halay çektiğini düşünmemek imkânsız, kaç gerilla asırlık ağaçların gölgesinde oturup günlük yazdı acaba? Şimdilerde hayal ettikleri birçok şeyin geçekleştiğini onların o zaman yazdığı günlükleri okudukça anlıyoruz. Bizler şimdi onlarca gerillanın hayal ettikleri günleri yaşıyor, yazıyoruz. Başkalarının da bizim hayallerimizi yaşayacağının bilinci bizi heyecanlandırıyor. Tarih ve şimdi arasında git gel bir zamandayız. -Mişli geçmiş zamanları ve şimdi doğan günün tazeliğini aynı kâsede yudumluyoruz…

Tarih penceresinden bakarken bu gün yaşadığımız duygulanımlar ve zihnimizde çakan kıvılcımlar savrulup gitmesin diye yolumuza çıkan ilk kadın gerilla gurubuna biriktirdiğimiz soruları sorduk. Demli bir çay kıvamında sohbet ettik. Üç kadın gerilla ile günlük yazımı üzerine söyleştik.

Neden günlük yazıyorlar? Yazdıkları günlüklerini ne yapıyorlar? Sorularımıza cevaplar aradık.

Tekrar anladık ki yazmak bir direniş, bir kutsallaştırma ve tarihselleştirme eylemidir.


HİLAL DOLUNAY

3-kadin-gerillalarla-gunluk-yazimi-uzerine-yapilan-roportaj-a

  • Günlük yazımı sizin için nasıl bir ifadeye sahiptir?
  • Günlük yazımı deyince benim aklıma tarih gelir, özellikle Kürt tarihini anımsarım, bir tarihin yazılmamasını anımsarım yine Kürt kadınlarının yazılmamış tarihini düşünür iç çekerim ve bu yüzden günlük yazmayı anlamlı bulurum. Bu dağlarda aldığım her nefesi anlamlı bulduğum için yazarım. Benim gibi dağda günlük yazan her gerilla bilir ki arkasında bir tarih bırakıyor. Bu dağlar da alınan her nefese anlam katmanın bir arayışı olarak günlük yazarız. Bizden sonra gelecek olanlara bir yadigâr bırakıyoruz. Yaşanan zorlukları, güzellikleri kayıt etmek kendini geleceğe aktarmak oluyor. Yaşanan her anı özgür yaşadığının bilinci insana yazdırıyor. Her insan tarihin bir parçasıdır, bizim her günümüz de tarihidir, ben birçok şehit arkadaşın günlüğünü okuyunca kendimi onda görüyorum çok yakınımdaymış gibi bir his yaşıyorum. Güç alıyorum.
  • Ne zamandan beri günlük alıyorsunuz?
  • Ben 1997 yılında yazmaya başladım sonra bir çatışmada günlüğüm ele geçti bir süre bıraktım ama tekrar devam ettim. Çünkü yaşanan gerilla günlerimin ifadesiz kalmasını istemedim. Bu dağlarda yazılan her sayfa, bana tarihten bir sayfa gibi geliyor. Önder Apo’nun da dediği gibi; ‘ Tarih günümüzde, biz tarihin başlangıcında gizliyiz’ çünkü bizler tarihsel bir tutkuyla özgürlüğü, eşitliği, halkların kardeşliğini istiyoruz. Mücadelemiz, savaşımımız bunun içindir, bütün insanlığın özgürlüğü tatmasını istiyoruz. Kısacası duygularımız, dileklerimiz bilinsin, yaşasak- yaşamasak sorun değil, niçin mücadele ettiğimiz bilinsin isteriz. Yağmurda, karda, savaşta, yaşamda, acıda, mutlulukta ne yaptık bilinsin istiyoruz. Ama birde herkes merak ediyor, biz de aldığımız günlükleri tarihsel tutanaklar gibi insanlığa bırakıyoruz.
  • Günlüğünüzü hangi tarzda yazıyorsunuz?
  • Ben genelde mücadele içinde yaşadığım anları şiirsel bir dilde yazmayı tercih ediyorum. Yaşamımızda çok güzel anlar yaşanmaktadır bu anları yazmak günlüğüm ile paylaşmak istiyorum. Yoldaşlığımızı, saygı ve sevgiyi, beni etkileyen duruşları defterime aktarmak bir nevi anlam zenginliğidir. Biz günlüğü sadece biz şehit olduktan sonra yoldaşlarımıza bıraktığımız bir yadigar olarak düşünmüyoruz, doğru o da var ama birde yaşadığımız her günün yoldaşlıkla nasıl anlam bulduğunu gelecek nesillere aktarmak istiyoruz. Unutulmamak için, unutmamak için… Özellikle duygularımızı önderlikle paylaşınca, devrimciliğimizin bilinçle yoğrulduğu anları yazmak çok çok farklı… Zindanlarda ki arkadaşlarımıza dağın her gününü yazmak, örneğin her gün onları hissetmek dört duvarı parçalayıp dağlarda onlarla buluşmak gibi oluyor. Güneşin yüzünü göremeyen bir insana güneşi anlatmak, aldığın her nefesi onunla paylaşmak her gerilla için anlamlıdır.
  • Günlük yazmanın toplumsal ve bireysel yönleri nelerdir?
  • Günlüğümle paylaştığım her şeyi yoldaşlarımla da paylaşmak benim için önemlidir. Bireysel duygularımın ifade bulduğu bir defter olsa da toplumsal bilinçle yazmak önemlidir. Bazen yoldaşlardan uzaklaşıyorum sonra tekrar buluşunca günlüğümü onlara okuyorum, günlüğe de aslında bir arkadaş gibi yaklaşıyorum. Bazen sözlü ifade edemediğimi yazıyorum. Kısaca bulunduğum örgüt ortamında yoldaşlarımla paylaşamadığım hiçbir şey yok, her şeyi paylaşabiliyorum. Yazamadığımı söylüyorum, söyleyemediğimi yazıyorum bazı zor anlarda özelikle arkadaşlardan kopup yalnız kalınan anlarda günlüklerimize sarılırız.
  • Günlüğünüze nasıl hitap ediyorsunuz?
  • Ben günlüğüme ‘kır çiçeği’ adını verip yazıyorum. İç hesaplaşmamı, çıkardığım sonuçları günlüğümle paylaşıyorum. Amaç ve hedeflerimi belirleyip onunla kendimi de takip edebiliyorum. Kendimdeki gelişmeleri daha iyi görebiliyorum. Yazarak hedefe ulaşmanın yöntemlerini arayıp bulmak istiyorum. Günlük yazmak bireysel bir eylem olsa da toplusal yaşamın nasılını bulmak için yazıyorum. Biraz da güzellikler kaybolmasın, dağlar da yaşamımızın bir ifadesi olsun diye yazıyorum
  • Bize günlüğünde yazdığın bir şiir okuyabilir misiniz?

Sen aşkın ufuk çizgisinde

Parlaklığını koruyan yıldızım

Sen ay ile güneş arasında

İnsanlığa kucak açmış dünyamsın

Senle tüm insanlığı sevdim

Güzel ve berrak yoldaşımsın

Seni tüm güzellikler adına ‘seviyorum’

Dedirten mutluluğun dili

Sen yüreğimde yaralar açan ayrılığımsın

Sen özgürlük adına

Kalabalıklardan sıyrılan yalnızlığımsın

Sen dikenleri bağrıma bastığım

Dağ doruklarında ki asi gülümsün

Sen mekânsız zamanların mekânında

Hoyratça esen sınırsız

Sınır rüzgârlarının kokusunu getirdiği

Ülkem kokan çocukluğumsun

Sen ışık bahçelerinde çiseleyen yağmurumsun

Dalga kıran deniz gülümsün

Sen aşkın içinde eriyen hakikatimsin

Sen hiçbir mekâna sığmayan

Binlerce militanın yaşam gerekçesisin

Ve sen

Binlerce yıldır özgürlüğe susamış

Milyonların umut kaynağısın

Sen Öcalansın!


NERGİZ SORAN

3-kadin-gerillalarla-gunluk-yazimi-uzerine-yapilan-roportaj-a

  • Günlük yazmadaki temel amacınız nedir?
  • Benim günlük yazma amacım yaşamın her zaman canlı kalmasını sağlamasından kaynaklıdır. Günlük bir nevi tarihi yazma anlamına geliyor çünkü günlerin toplamı tarihi oluşturuyor, doğa ile ilişkimi daha iyi takip edebiliyorum. Günlük mücadelemi, arayışlarımı daha iyi takip edip daha iyi sonuçlara gidebiliyorum. Aslında insanın günlüğü insanın kendi destanı gibi kalıyor. Bir sanatçı eseri ile kendisini ölümsüzleştirir, sesiyle kendisini duyurur, bir gerilla ise yaşadıklarıyla, yaşadıklarını kaleme almasıyla ölümsüzleşir.  Gerillanın toplumsallığı çok somuttur bu yaşamın güzelliklerini ifadeye kavuşturmanın gerekliliğine olan inanç bize yazdıran temel etkendir. İnsan yaşadıklarının anlamlı olduğuna inanıyorsa, anlamını yitirmemeye çalışır. Her şekilde o yaşamı yaşatmaya çalışır, belki de günlük bu istemin bir eseridir. Anlamın kaybolmasını istemeyen insanın arayışıdır yazmak. Günlük yazımını çok anlamlı buluyorum ve her gerillanın, her devrimcinin günlük yazmasını isterim. Gelecekte her insanın bu devrimcileri unutmaması için yazmanın önemini hissediyorum.
  • Günlüğüne nasıl yaklaşıyorsun? Hangi isimle hitap ediyorsun?
  • Günlüğünü samimi bir arkadaş gibi ele alıp bu günleri yazmak, gerilla yaşamının sıra dışılıklarını onunla paylaşmak ve anılarını geleceğe bırakmak güzel bir şey. Dedim ya arkanda bir destan bırakıyorsun, bazen sen yaşamıyorsun ama bıraktığın günlük seni yaşatıyor. Ben günlüğüme umut ismini verdim. Bu dağlarda yaşadığım yoldaşlıklar, doğa ile iç içe yaşamamız ve yaşam arzumun her zaman diri olması umudumu taze tutuyor bu yüzden umut… Yazınca kendimdeki umudu başkalarına hediye ediyormuşum gibi bir his oluşuyor bende. Öyle bir mücadele veriyoruz ki her şeyiyle paylaşmak istiyorsun. Defter senin ama verdiğin mücadele bütün insanlık için ve sen defterinle her şeyden önce verdiğin mücadeleyi paylaşıyorsun. Günlük yazmanın kendisi de bir yaratıcılıktır bu yüzden kadın arkadaşlar daha fazla günlük yazıyor, erkek arkadaşlar da yazıyor ama kadın arkadaş daha duyarlı daha duyguludurlar ve iç yoğunlaşmalarını paylaşma konusunda daha paylaşımcılar. Kadınlar dağ ve kendi ilişkilerini, doğa ve kendi ilişkilerini yorumlama konusunda da daha açıklar, tutucu değiller, akışkan bir öz var kadında.
  • Gerillada yazılan günlükler nasıl ele alınıyor?
  • Günlükler genelde kitaplaşır, eğitim materyali olarak ele alınıp işlenir. Eğitimlerimizin manevi yönünü ve ruhsal doygunluğunu tamamlayan bir etkende şehit arkadaşların günlük ve bıraktıkları mektuplarla oluşur. Her şeyin ötesinde ben şehit arkadaşların günlüklerini okuyunca çok duygulanıyorum çünkü görüyorum ki onlar fiziki olarak içimizde değil ama ruhu bizim içimizde dolaşıyor. Kitaplaşan o günlüklere dokunduğumda, okuduğumda bambaşka duygular yaşıyorum. Öyle ki o şehit arkadaş hemen yanı başımdaymış gibi bir his yaşıyorum.  Bazen sırf o duyguları tekrar yaşayayım diye şehit arkadaşların günlüklerini okuyorum, bazen de günlük sahibini tanımak, sevgilerini, arkadaşlıklarını, yaşamını öğrenmek için okuyorum. Ve o zaman daha iyi anlıyorum ki gerçekten onlar tarihi bir şeyler yapmış, destanlarını da arkalarında bırakmışlar. O vakit görüyorum Önder APO’nun felsefesiyle oluşan bir yaşamın tek bir saniyesi de anlamsız geçmiyor, dolu dolu yaşıyorsun destansı olması da bundan kaynaklıdır. Boşluk tanımayan, anlamsız geçmeyen bir yaşamın tutanağı elbette ki değerlidir.
  • Günlük yazma alışkanlığı veya ihtiyacını ne zamandan beri hissediyorsunuz?
  • Ben sistemdeyken günlük yazmıyordum, çünkü yaşamın kendisinde anlamsız boşluklar vardı. Ama dağlar bana yazdırdı çünkü burada mücadele dolu anlar yaşıyorsun, zorluklar çoğaldıkça yaşama daha çok bağlanıyorsun. Kendinle yürüttüğün mücadele seni gerçekleri daha güçlü göğüslemeye götürüyor. Düşmanın gerçekliğini daha iyi görüyorsun. Günlük sayesinde sorgulamaların derinleşiyor. Ve PKK’nin nasıl her şeyi sorgulamadan geçirdiğini görüyorsun. Ben ilk gerillaya geldiğimde okuma yazmam yoktu ve yaşadıklarım birikiyordu, içimde kalıyordu. Sonra okuma yazma öğrenince hemen günlük tutmaya başladım. Ama bir gerçekte var ki insan her şeyi günlük ile de paylaşamıyor. Fakat yaşadığım gerilla günlerini de şimdiye dek dört defter de topladım kendimle taşıyorum. O defterlerde inandığım anlamlar var, özgürlüğe olan bağlılığım var, duygu ve düşüncelerim var, yoldaşlıklarım var. Bütün yoldaşlara da önerim günlük yazmaları, yine sistemde ki gençlerin sistem içi kirliliklerden kendilerini koruyup daha anlamlı yaşamalarıdır mesela kendi tarihlerini araştıran ve yazan çalışmalar yapabilirler. Toplumsallıklarını tahlil eden çalışmalar yapabilirler. Her Kürt genci yazıp toplumsallığına bir destan armağan edebilir.

DESTAN RÜSTEM

3-kadin-gerillalarla-gunluk-yazimi-uzerine-yapilan-roportaj-b

  • Gerillada günlük yazımı bir kültür mü yoksa kısmi yapılan bir şey mi, siz nasıl yazıyorsunuz?
  • Ben günlüğüme ‘yüreğimin dili’ adıyla hitap edip yazıyorum ve gerillada günlük tutmanın bir kültür olduğuna inanıyorum. Gerillaya ilk geldiğimde dikkatimi en çok çeken şey de arkadaşların günlük tutmasıydı, öyle tek tük gerillanın yaptığı bir şey değil, kültürel bir boyut kazanmıştır bence. Ben günlüğümü güncel bir kaygı ile yazmaktan çok arkamda bırakacağım tarihsel bir miras bırakma algısıyla yazmaya çalışıyorum. Arkamızdan geleceklere bu yaşamı doğru anlatmak istiyorum. Biz nasıl yaşadık, nasıl mücadele ettik, nelere inandık, ne kazandık ne kaybettik, bilinsin istiyorum. Yani sadece ben ile günlük arasındaki sınırlı bir ilişki değil yazmak, ben büyük bir toplumsallıkla diyalog geliştiriyormuşum gibi yazıyorum doğru sevinçlerimiz, duygularımız bize ait ama bizi mutlu eden şeyler toplumsal hususlardır. Özellikle tarihe mal olmasını istediğim bir konu varsa mutlaka not düşerim. Olaylara takılmıyorum, genelde yoğunlaşmalarımı edebi bir şekilde ifade ediyorum. Günlük bir dert ortağı değil, bir yorum, bir çözümleme, bir iç diyalog ve yoğunlaşma ortağıdır. Tartıştığımız bir konu bile bazen günlüğümüzün konusu olabiliyor. Gördüğümüz bir su, bir kuş, bir ay ışığı, bir yürüyüş ilham verip yazmamıza vesile olabiliyor.
  • Günlüğünüzü hangi anlayış ile yazıyorsunuz?
  • En önemlisi de parti içindeki yaşam öykümüzün yazılıp parti anlayışımızın kaleme alınmasıdır. Tarihle bir bağ kurma arayışı olarak da adlandırabiliriz. Kendi farkımızı toplumla paylaşmanın arayışı da olabilir. Bazen biz kendimiz bile bir süre sonra yazdıklarımıza bakıyoruz, ‘bunu ben mi yazdım?’ diye şaşırıyoruz bu anlamda anlara sadece geçen bir zaman gibi yaklaşamayız. Her anın hakkını veren bir yaklaşım bizde esastır. Yine yaşanmışlıklara değer veren bir tutumumuz var örneğin şehit arkadaşların günlüklerinin yayınlanması hepimizin bu günlükleri okuma şansı bulması çok önemlidir. Bizim en çok değer verdiğimiz şeylerden bir tanesi de şehit yoldaşlarımızın günlükleridir. Çünkü onlarda kendimizi görüyoruz, çünkü onlar kendi yaşamlarını yazarken bizi bize anlatıyorlar.  Şehitlerimizin yazdıklarını okurken kendimizi daha iyi sorgulayıp, kendimizde yarattığımız gelişmeleri daha iyi görebiliyoruz. Onlar bizim gerçek aynamız bu yüzden ben daha çok onlara hitaben yazıyorum. Kendi kendini takip etme, gelişmelerini gözden geçirmenin de bir yöntemi olarak yazıyorum.  Bazen de sözlü ifade edemediğim hususları yazıyorum o da alternatif bir ifade biçimidir. Amaç paylaşmaktır, bu yazılı olmuş, sözlü olmuş çok sorun değil. Maksat yüreğimizin dili konuşsun kendine bir ifade bulsun. Anlaşılmak için yazıyorum, çünkü gerillada anlamak ve anlaşılmak çok önemlidir. Yine önderliğe yazıyorum kendimde gördüğüm eksikleri paylaşıp çözüm arıyorum. Yerine getirdiğim-getirmediğim yönleri tespit ediyorum, sorumluluklarımı gözden geçiriyorum.  Kısacası yorumlarımı, özeleştirilerimi ve önderlikle paylaşımlarımı defterime kayıt ediyorum.
  • Şehit arkadaşların günlüklerinden söz ettiniz şimdiye kadar kaç şehit günlüğünü okudunuz sizi nasıl etkiledi ne gibi sonuçlar çıkardınız?
  • Şimdiye dek onlarca şehit arkadaşın günlüğünü okuyup kendime örnek aldım örneğin Beritan, Rojinda, Halil, Kadir Usta, Sorxwîn, Mahir ve birçok arkadaşın günlüğünü okudum ve gerillaya gelir gelmez bende günlük tutmaya başladım ilk günlüğümü şehit olan yeğenim şehit Rüstem için aldım sonrada devam ettim. Parti de okuduğum ilk günlük Mahir arkadaşın günlüğüydü, günlüğünün sonunda arkadaşların da ona yazdığı şiirler vardı. Çok etkilenmiştim. Arkadaşların günlüğünü okudukça daha çok yazası geliyor insanın. Arkadaşların günlüklerini okudukça daha iyi anlıyorum ki önemli olan her gün yazmak değil, önemli olan kendine dair bir tutanak tutmaktır, örneğin ben arkadaşların günlükleriyle anlamaya başladım parti yaşamını, yoldaşlığı ve devrimci duyguları. Birbiri için, bir halk için nasıl bedel verilir sorusunun cevabını arkadaşların günlüklerini okuyarak anladım.  Ve ben de anladıklarımı yazmanın anlamlı olacağını düşünüyorum.
  • Bir kadın gerilla olarak yazmak size nasıl bir duygu yaşatıyor?
  • Gerillada zaten ağırlıkta kadın arkadaşlar günlük tutuyorlar, çünkü kadının özünde paylaşım daha fazla, geleceğin kaygılarını daha fazla yaşama var. Mesela kadın arkadaşlar yazmak için birbirini teşvik ediyor.
  • Nasıl teşvik ediyorlar?
  • Mesela birbirlerine defter ve kalem gönderiyorlar, birbirilerinin yazılarını merak edip okuyorlar. Birbirine kalem defter hediye etmelerinin bir sebebi de yazmaya teşvik içindir. Gerillada hazırlanan defterler çok özene bezene hazırlanır, çiçeklerle süslenir içine kurutulmuş çiçekler konulur. Bütün bu çabalar daha güzel yazmak içindir. Ve bence de yazılmalıdır, bu kültürümüz gelecek nesillere de kalmalıdır. Bizim öyle çok defter taşıma şansımız olmuyor bu yüzden anılarımızı, şiirlerimizi, günlüklerimizi aynı defterde yazıyoruz. Bazen de yazdığımız defterlerimizi uzakta olan yıllarca birbirimizi görmediğimiz arkadaşlarımıza gönderiyoruz bu da bir iletişim ve birbirini anlamanın, birbirini hissetmenin bir yoludur. Boş bir defterin pek anlamı yoktur, anlamlı olan o defteri anlamla, duygu, düşünce ve hislerle doldurmaktır. Denebilir ki defter içinde anlamı biriktirdiğimiz bir kaptır. Kabın kendisine anlam katan ise içindeki anlamdır. Ben genelde bizim arkadaşların yazdığı yazıları beğeniyorum ve daha çok okuyorum çünkü bana daha gerçekçi geliyor, daha somut ve anlamlı geliyor.
  • Gerillada yazım dilini var olan dünya standartlarına göre nasıl görüyorsunuz, sizce gerilla kendi özgün dilini yakalayabilmiş midir, ne kadar dışa açılım ve yansıma vardır?
  • Bizdeki yazıları kopuk değil daha bütünlüklü görüyorum. Doğa ile iç içe örneğin sudan, topraktan, güneşten, ateşten, havadan bahsetmeyen, anladığını evrensel bir dille yazmayan bir gerilla yok gibidir. Ben kendim de öyleyim kopuk ele alışlar beni rahatsız ediyor, çünkü kendimi evrenin bir parçası olarak ele almak daha huzur vericidir. İnsan olarak kendimizi evrenin bir parçası görüp değerlendirmek bizim felsefemizin bir gereğidir de. Ayrıca sadece insan merkezli ele alışlar doyurucu değil bir bütün evrensel ve doğasal olması insanın zihnini daha geniş ufuklara taşırıyor. Sistemin parçalayıcı yaklaşımı dünyanın birçok yerinde etkiliyken, bizde, ötekileştirmeden kaçınan bir yaklaşımla yazmak daha hakim bir yaklaşımdır, bu yüzden bizim arkadaşların yazıları bana daha çekici geliyor. Evrenin işleyişini düşünmeden yazmak bir yarımlık bırakıyor. Belki de bizler doğa ile iç içeyiz diye bu dili yakalayabiliyoruz, kendimizi bir suda, bir toprakta aramamızın sebebi bu olabilir. Kendini doğadan koparmadan ele alan algıyı çok seviyorum ve gerilla arkadaşların böyle bir dil yakalamaya çalıştığını görüyorum. Kapitalizmin bütün hastalıklarına, birey ve toplumu birbirine yabancılaştırmasına karşın bireyci olmayan bir tarzda yazılan gerilla yazılarını direniş yazıları gibi algılıyorum. Ve bence bu gerillanın yakaladığı kendine has bir tarzı ifade ediyor. Kendini dünyanın merkezine alan ama bir o kadar da insanlık karşısında duyarsız olan yaklaşımlarla yazılan hiçbir şeyi benimsememiz beklenmemelidir. Bizler evrenin küçük parçacıkları olarak hayattaki yerlerimizi alıyoruz ve yaşadıklarımıza anlam katarak yazmaya çalışıyoruz. Ve bence gerilla arkadaşlar gibi bütün Kürt gençleri de yazmalıdır. Her kadın da yazmalı ve tabi yazmayan yoldaşlar da yazmaya başlamalıdır,  bir sorumluk anlayışı olarak ta yazmalıyız ve bilmeliyiz ki yazmak ölümsüzleştirmenin bir yöntemidir.

3-kadin-gerillalarla-gunluk-yazimi-uzerine-yapilan-roportaj-c


Gördüğünüz gibi ölümsüz olmak dağlarda bir dil, gerillalar günlüklerini bir umut heybesi olarak koyunlarında taşırlar, heybenin içine tarihin avucuna sunacakları duygu dökümlerini, düşüncelerinin cisimleşmiş arayışlarını ve özgürlük tutkularını yazıp özlemleriyle damıtırlar. Mayasını insanlıktan almış, geçmişle yıllanmış, gelecek için demlenmeye bırakılmış yazıtların sahibidir gerillalar. Onlar sadece yaşadıkları günleri yazmıyor, dağlarda yaşanan özgürlüğe de dil oluyor… Sevginin rüzgârlarlara savrulmadığını emekle sulanıp çiçek açtığını en çok onlar görüyor. Ölüme inat, ayrılığa inat, uzaklığa inat, yazıyor ve doyasıya özgürlüğü yaşıyorlar.

Not: Röportajda adı geçen Destan Rüstem adındaki gerilla, bu röportajdan sonra Dersim’de Şehit oldu.